10 Mayıs 2006

Ağır bir vuslat içinde yağıyor yağmur sokaklara ve kaldırım taşların üstüne.
Kentin sokaklarında insanlar ağır çekimde bir film gibi .Kavşaklardaki trafik lambaları sarı ışıkta yanıp sönüyorlar.Her adım atışında ayaklarının arkasından yağmur suları dizlerine kadar yükseliyor damlacıklar halinde.Bir kedi otomobil sesinden korkup çöp tenekesinden dışarıya atlıyor aceleyle. Gün ortasında şehrin en kalabalık yerinde bir cinayet işleniyor güpegündüz. Bir otomobil bütün hızıyla bir kamyonetin altına giriyor 7 kişiyle, Bir çocuk elinde silahıyla dalıyor sınıfa; terk edilmenin bütün acısını tabancanın tetiğinde bastırıyor, öğretmeninin ve arkadaşlarının gözü önünde. O donuk kırmızılık yağmur sularına, sonra sele dönüyor, çamura karışıyor. “Turşu yenmek için yapılır.” Diyerek kıyılar ve koylara temeller atılıyor, beyne kuduz virüsünün işlemesi gibi. Şehre bulutsu karanlığın altında ağır bir yağmur yağıyor. Muhabirler haber geçiyorlar anbean. İnternette haberler bir bir düşüyor önüme. Defter sayfası bir hışımla yırtılıp sökülüp atılıyor bulunduğu yerden. Vicdanlar sökülüp atılıyor yüreklerden. 6 yaşında bir çocuk racon kesiyor maket bıçağıyla arkadaşlarına, Bir kedi durduk yere ürküp, korkarak atıyor kendini duvardan aşağıya. Hızla uzaklaşıyor bulunduğu yerden. Yağmurun onu ıslatmasını aldırmıyor bile. Bir mağdur sokağa çıkamıyor, insanlar yüzüne tükürmesin diye. Fail finalin sonunda çılgınca alkışlanıyor toplum tarafından… Filmin finali beklendiği gibi olmuyor. Senarist bu konuda seyirciye şoklar yaşatıyor. Seyirci neyi alkışladığının farkında bile değil. Yönetmen her konuda doğaçlama üzerine çalışmış. Ben bu filme bir yıldız verdim. Gitmeye değmez. İzlemek zaman kaybı….
……
Sonuç ise sadece insanlık ayıbı…..

Hiç yorum yok: