22 Haziran 2006

Uzaktan silik mavi bir kent, yakından kızıl kırmızı nehir...
Dün akşam Ankara`da Yaşar Kemal`in son kitabını sordum kitapçılarda. Henüz çıkmamıştı. Kitabın hazır olduğunu çıkacağını söylediler. Biraz ümitlendim ama yinede fazla bir beklenti içine girmedim nedense.
...
Yazın gece mavisi yada H.Hüseyin Korkmazgil`in "Ağlasun Ayşafağı" tadında ay gündüzü akşamları, kavun ve rakı kokusunun ebruli kokularla dolaştığı sokaklar. Gece şafağında henüz oyunlarını tamamlamamış mahalleli çocuklar.
...
Haziran sıcağında dışarıda esen meltem penceredeki tülü dans ettirircesine dalgalandırıyor.Gece kendi yalnızlığına bakıyor. Hayatımızda hiç önemsemediğimiz bazı şeylerin farkına geceleri varırız. Gündüz varlığını bile hissetmediğimiz masa saatinin sesi gece bütün bir evin içini doldurur. Sokaktaki çöp tenekesinden atlayan kedinin ayak seslerini duyarız. Yıllardır yağlanmayan salon kapısının gıcırdadığının farkına varırız...
...
Ay karanlığı mavi bir gece,
Vuslata dönüyor yelkovan.
Dışarıda ısırgan bir rüzgar,
Yüzüme, ellerime düşüyor iğdenin kokusu.
Üşüyorum,
bir yere yağmur yağıyor olmalı.
Şimşekler yırtıyor uzaklarda bulutları.
Üşüyorum, dudaklarım titriyor,
Uzaktan silik mavi bir kentin ışıkları,
yakından kızıl kırmızı bir nehir gibi akıyor asfalt.
Y a v a ş e s i y o r r ü z g a r,
Y a v a ş ş ş..

18 Haziran 2006

Onlarca yıllık emeğimi 3 saatte ölçtüler...
Bu gün öss sınavında görevliydim. Sabah erkenden görevli olduğum okula gittim, daha pazar keyfi bile yapamadan. Okula gelince sınav için bekleyenleri gördüm. Birden bende de nedense bir sınav heyecanı başladı. Salonda soru kitapçıklarını ve cevap anahtarlarını dağıttıktan sonra; sınıftakilere, bu sınavın onlardan daha değerli olmadığını söyledim. Ama buna kendim bile inandım desem yalan olur. Bu sınav gerginlikleri beni öldürecek.
Güzel bir pazar; BİRGÜN, kahvaltı ve çay...

Sarhoş ve yitik kentler yalnızlığı....
Etrafımızı bir kene tırsığı aldı gidiyor. Pikniklerimizi erteledik, yolda yürüyen herkesten şüpheleniyoruz. Ya yanında kene varsa, yada taşıyorsa gibisinden. Her kaşıntıda ürperiyorum, cildimdeki her karartıya şüpheyle yaklaşıyorum. Dosttan, düşmandan uzak olsun.
...

12 Haziran 2006

Zaman, bir gün ömürlü kelebeğin kanadında..
Geceydi, ayna kendini boşluğa bıraktı. Ve birden ay binbir parçaya bölündü. Mavi bir rüzgar esti tepedeki iğde ağaçlarının dallarından. Gece uykusunda kuşlar gürültüye uçuştular. Yarasaların sesleri binbir parça ayın yüzünde yankılandı. Ateş böcekleri üşüşdüler binbir parça ayın etrafına. Ayna değildi sanki kırılan. Ay binbir parçaydı. Toprakta yüzünü gördü, herbirinde yansıyan yüzünü...
...
...

04 Haziran 2006

Yaz geldimi hamak gelir aklıma...
Donduk, üşüdük, ne zaman gelecek derken 36 derece yaz geldi dayandı kapımıza.Yaz geldide ; yazın gelmesi haliyle bir uyuşukluk ve bezginliğide beraberinde getirdi. Yazla beraber ilk işimiz piknik mevsimini açmak oldu. Cumartesi günü topladık malzemeleri doğruca kırlara ve söğüt gölgesine zor attık kendimizi. Daha sonra iki arkadaşımız daha geldi. Malgala önce balıkları sonra da patatesleri serdik. Ben daha çok kendimi çimlerin, gölgelerin altına sermek istiyordum ama ortamda ki güzel muhabbet buna elvermedi.
.....
Geçen gün Kıymet`le birlikte çıktık bana şapka baktık. Güzel bir yazlık şapka edindim. Bununla okula gidiyorum. Ama vitrindeki fötr şapkada gözüm kaldı. İnsanın kafasının üzerinde az saç olunca güneş doğal olarak direkt etkiliyor.
....
Bu gün CNNTÜRK "Sıfır yok oluş " adı altında gün boyu yayın akışı yapıyor. BİRGÜN gazeteside "Gayet (doğal) bir yayın akışı" şeklinde de çok güzel yansıtmış televizyon sayfasında.
...
Dünyada hem kendimize hemde diğer canlılara elimizden gelen her türlü eziyeti çektiriyoruz. O da yetmiyormuş gibi birde nesillerini tüketiyoruz. Biliminsanları tarafından dünyada ki en tehlikeli türün insan olduğu tespit edilmiş. Doğru söze ne denir. Şu ana kadar ormanı yakan bir sincaba rastlandığını, yada ormanın ortasına fabrika kurup atıklarını gelişi güzel gömen bir ayıya ratlamadım. Hani bazen birisine kızdığımızda yada küçümsediğimizde "ayı, öküz, eşek , kuş beyinli" gibi cümleler kullanıyoruz ya; onlara karşı çok ayıp ediyoruz valla!