Havaya CEMRE düştü...
Şubatın 20 sinde havaya cemre düştü. Bu sanal olayı her yıl kaç kişi takip eder bilemiyorum ama benim için her yıl sabırsızlıkla beklediğim bir olay. Önce havaya sonra suya ve en sonda toprağa düşer cemre. İlk cemrenin düşmesiyle birlikte ilk kır çiçekleri açar ve doğanın yeniden canlanmasını müjdeler. Sonra kurbağalar yumurtalarını ısınan suyu bırakırlarki bu artık baharın geldiğinin işaretidir. Hele birde toprak ısınıp kabarınca kendinizi toprağın üzerine bırakıp gözlerinizi kapadığınızda doğanın melodilerinin en güzellerini dinleme fırsatı bulursunuz. Toprak ve çiçek kokuları sizi sarar elektiriğiniz toprağa geçer...
...
Cemre düştü, artık önümüz bahar kırlar bizi bekler. Çeşme başları şarapçıları. Koşmaya başlıyorum kırlara tutamazsınız beni.....
24 Şubat 2008
08 Şubat 2008
Zenginin Malı Züğürtün Çenesini Yorar!!
Anadolu kahvelerinde köyün, mahallenin yada o semtin zenginlerine ait türlü geyikler çay eşliğinde dolaşır. Bu geyiklerin en çok takılanları ise ülkemizdeki çıkarılamayan petrol, Kaz dağlarında ki altınlar ve son yıllarda bor madeni oluşturur.
-Abi ülkenin toprakları altın kaynıyor valla. bide çıkartsak,
-Doğru diyorsun lan, oglum altını çıkartacaklarda salak salak adamlar çıkıp habire iptal ettiriyorlar eşşeoğuları
-Bor madeninden bi araba yapmışlar abi depoyu bi dolduruyormuşsun 5000 km yol yapıyormuşsun.Tatile git gel hesabı,
-Yok lan arabayı deposu dolu veriyorlarmış, 150.000 km yapıp yakıt bitince arabayı atıyormuşsun
-Vay beeee
-Vay may boru değil olun bor bu bizde de dünyanın bilmem kaçı kadarı varmış bor zenginiymişiz.
-Lan olum varsa bi 5 ytl versene allah çarpsın ekmek param kalmadı, 10-15 güne veririm lan
-Olsa dükkan senin hacı valla cebimdeki son bozuklarıda kahveciye verdim. geçen haftadan kalanıda temizledim.olsa biliyon
-Şu bor benim köydeki tarlada olacaktaki anasını satayım
-Bizdede şöle bi televizyon gazete alacak kayınpederde yokki
-Olum bide Recep`e sor onda vardır belki ha
-Yok lan o yaralı parmağa işemez
....
....
...
Velhasıl kelam muhabbet böyle uzayıp gider.YAni zenginin malı zügürtün çenesini yorar..
Anadolu kahvelerinde köyün, mahallenin yada o semtin zenginlerine ait türlü geyikler çay eşliğinde dolaşır. Bu geyiklerin en çok takılanları ise ülkemizdeki çıkarılamayan petrol, Kaz dağlarında ki altınlar ve son yıllarda bor madeni oluşturur.
-Abi ülkenin toprakları altın kaynıyor valla. bide çıkartsak,
-Doğru diyorsun lan, oglum altını çıkartacaklarda salak salak adamlar çıkıp habire iptal ettiriyorlar eşşeoğuları
-Bor madeninden bi araba yapmışlar abi depoyu bi dolduruyormuşsun 5000 km yol yapıyormuşsun.Tatile git gel hesabı,
-Yok lan arabayı deposu dolu veriyorlarmış, 150.000 km yapıp yakıt bitince arabayı atıyormuşsun
-Vay beeee
-Vay may boru değil olun bor bu bizde de dünyanın bilmem kaçı kadarı varmış bor zenginiymişiz.
-Lan olum varsa bi 5 ytl versene allah çarpsın ekmek param kalmadı, 10-15 güne veririm lan
-Olsa dükkan senin hacı valla cebimdeki son bozuklarıda kahveciye verdim. geçen haftadan kalanıda temizledim.olsa biliyon
-Şu bor benim köydeki tarlada olacaktaki anasını satayım
-Bizdede şöle bi televizyon gazete alacak kayınpederde yokki
-Olum bide Recep`e sor onda vardır belki ha
-Yok lan o yaralı parmağa işemez
....
....
...
Velhasıl kelam muhabbet böyle uzayıp gider.YAni zenginin malı zügürtün çenesini yorar..
24 Ocak 2008
13 Ocak 2008
(Yarım kalmış öyküler için kilerden çıkardıklarım)
Ay karanlığı mavi bir gece,
Vuslata dönüyor yelkovan.
Dışarıda ısırgan bir rüzgar,
Yüzüme, ellerime düşüyor iğdenin kokusu.
Üşüyorum,bir yere yağmur yağıyor olmalı.
Şimşekler yırtıyor uzaklarda bulutları.
Üşüyorum,
dudaklarım titriyor,
Uzaktan silik mavi bir kentin ışıkları,
yakından kızıl kırmızı bir nehir gibi akıyor asfalt.
Y a v a ş e s i y o r r ü z g a r,Y a v a ş ş ş..
Ay karanlığı mavi bir gece,
Vuslata dönüyor yelkovan.
Dışarıda ısırgan bir rüzgar,
Yüzüme, ellerime düşüyor iğdenin kokusu.
Üşüyorum,bir yere yağmur yağıyor olmalı.
Şimşekler yırtıyor uzaklarda bulutları.
Üşüyorum,
dudaklarım titriyor,
Uzaktan silik mavi bir kentin ışıkları,
yakından kızıl kırmızı bir nehir gibi akıyor asfalt.
Y a v a ş e s i y o r r ü z g a r,Y a v a ş ş ş..
11 Ocak 2008
Yılkı Atlarının Ardından
Zaman bir köy yolunda ilerleyen kamyonun ardından savrulup giden toz bulutu gibi bizi peşinden umarsız bir şekilde sürükleyip götürüyor. Bu hızlı savruluş esnasında her yaşadığımız geride acı yada tatlı bir etki bırakıyor. Özellikle kaybedişler ve onların acılarını hissetmek. Gün geçtikçe ağırlaşan özlenişler yaşatıyor insana. Yakın zamanlarda çok yakınımda ve çok sevdiğim dostlarımı kaybetmenin göz yaşlarını yaşadım. Necdet bacanağın o hep gülümseyen yüzünü gördüm giderken bile. Cansız bedeninde hala canlı gülümsemesi, platin saçları ve yumuk elleriyle halen telefonumda kayıtlı duran numarasıyla bile halen inanası gelmiyor insanın. Şimdi hep sevdiği yerlere en güzel yerden bakıyor, bir dağın eteklerinden ödemiş`e....
......
Yılkı atları yakınızda olsun. Rüzgarda savrulan yelelerine tutunun ve koyverin kendinizi dağların yamaçlarına....
Zaman bir köy yolunda ilerleyen kamyonun ardından savrulup giden toz bulutu gibi bizi peşinden umarsız bir şekilde sürükleyip götürüyor. Bu hızlı savruluş esnasında her yaşadığımız geride acı yada tatlı bir etki bırakıyor. Özellikle kaybedişler ve onların acılarını hissetmek. Gün geçtikçe ağırlaşan özlenişler yaşatıyor insana. Yakın zamanlarda çok yakınımda ve çok sevdiğim dostlarımı kaybetmenin göz yaşlarını yaşadım. Necdet bacanağın o hep gülümseyen yüzünü gördüm giderken bile. Cansız bedeninde hala canlı gülümsemesi, platin saçları ve yumuk elleriyle halen telefonumda kayıtlı duran numarasıyla bile halen inanası gelmiyor insanın. Şimdi hep sevdiği yerlere en güzel yerden bakıyor, bir dağın eteklerinden ödemiş`e....
......
Yılkı atları yakınızda olsun. Rüzgarda savrulan yelelerine tutunun ve koyverin kendinizi dağların yamaçlarına....
08 Haziran 2007
Göğsüme vura vura çürüttüm SoL yanımı hey......
Yaz sıcağı küresel ısınma sıcağı ile birleşince insan tepesinde çıraların yandığını hissediyor. Bu sıcaklara birde seçimler eklenince ortam kızgın kızartma tavası gibi oldu.
.....
akp yenilenip solumsulaşırken, chp de baykal firenleri patlamış kamyon şoförlerinin arabayı sağa yatırıp kendilerini kurtarması gibi olayı kurtarmaya çalışıyor. Yada zaten yıllardır beni yanlış anladınız biz zaten en iyi sağcı, milliyetçi, darbeciyiz diyor. Ama gel gör ki kabullenilmiş çaresizlik içinde insanlar (liberal solumsular, sosyal demokratlar) halen chp nin solcu olduğunu inadına savunuyorlar.
Yaz sıcağı küresel ısınma sıcağı ile birleşince insan tepesinde çıraların yandığını hissediyor. Bu sıcaklara birde seçimler eklenince ortam kızgın kızartma tavası gibi oldu.
.....
akp yenilenip solumsulaşırken, chp de baykal firenleri patlamış kamyon şoförlerinin arabayı sağa yatırıp kendilerini kurtarması gibi olayı kurtarmaya çalışıyor. Yada zaten yıllardır beni yanlış anladınız biz zaten en iyi sağcı, milliyetçi, darbeciyiz diyor. Ama gel gör ki kabullenilmiş çaresizlik içinde insanlar (liberal solumsular, sosyal demokratlar) halen chp nin solcu olduğunu inadına savunuyorlar.
09 Nisan 2007
Yarım Kalmış Öyküler......
Zaman zaman bir öyküye başlarsınız ve olmadık yerinde yarım bırakarak bunun geri kalanını tamamlanmasını istersiniz.Orjinal öykünün kurmacası size aittir ve asıl bölümü siz bilirsiniz.Onu tamamlayacak olan için ne dese yalan olacak bir çelişki yaşamaktır arta kalan... "Kırmızı başlıklı kız" masalını daha kahramanımız ormana girmeden ve dahi kurdumuzu tanımadan masalı yarıda bırakıp tamamlamaya çalışalım. Niye siz olsaydınız nasıl yazardınız diye. Ben olsaydım zaten yazmazdım ki... Aklıma bile gelmezdi zaten..
...Öyküler sil baştan yazılmalı. Kendilerine ait olmalılar. Hayatımıza yeni katılan Deniz Boran gibi...........
Zaman zaman bir öyküye başlarsınız ve olmadık yerinde yarım bırakarak bunun geri kalanını tamamlanmasını istersiniz.Orjinal öykünün kurmacası size aittir ve asıl bölümü siz bilirsiniz.Onu tamamlayacak olan için ne dese yalan olacak bir çelişki yaşamaktır arta kalan... "Kırmızı başlıklı kız" masalını daha kahramanımız ormana girmeden ve dahi kurdumuzu tanımadan masalı yarıda bırakıp tamamlamaya çalışalım. Niye siz olsaydınız nasıl yazardınız diye. Ben olsaydım zaten yazmazdım ki... Aklıma bile gelmezdi zaten..
...Öyküler sil baştan yazılmalı. Kendilerine ait olmalılar. Hayatımıza yeni katılan Deniz Boran gibi...........
25 Ekim 2006
Şeker Bayramınıda geride bıraktık.
Bayramda çocuklar kadar şenmiydik değilmiydik bilemiyorum. Tatil boyunca Çorum`daydık. Bir yere gidemedik. Bizede kimse gelmedi. Kapı girişinde stokladığımız bozukluklar tekrar gazete, ekmek almak için bize kaldı.Bir de beş günlük tam dinlenilmiş bir tatil.
...
Bayram süresince tv izlememeye dikkat ettik. Ancak internetten gazete ve haber başlıklarını takip edince ülke ve dünya gündemi sık sık midemin kalkmasına neden oldu.Ülke gündemi ıyyyyyy,öğğğğk.
...
Son yazında tatili bitmiş, havalar soğuyacakmış. Bütün hafta boyunca evde izalasyon çalışması ile kışa karşı ilk önlemlerimizi aldık. Gerisini Rusyadan gelecek gaza havale ettik.Eskiler derki kavaklar yukarıdan yaprakları sararırsa yada ayva az olursa kış iyi geçer!
...
...
Bayramda çocuklar kadar şenmiydik değilmiydik bilemiyorum. Tatil boyunca Çorum`daydık. Bir yere gidemedik. Bizede kimse gelmedi. Kapı girişinde stokladığımız bozukluklar tekrar gazete, ekmek almak için bize kaldı.Bir de beş günlük tam dinlenilmiş bir tatil.
...
Bayram süresince tv izlememeye dikkat ettik. Ancak internetten gazete ve haber başlıklarını takip edince ülke ve dünya gündemi sık sık midemin kalkmasına neden oldu.Ülke gündemi ıyyyyyy,öğğğğk.
...
Son yazında tatili bitmiş, havalar soğuyacakmış. Bütün hafta boyunca evde izalasyon çalışması ile kışa karşı ilk önlemlerimizi aldık. Gerisini Rusyadan gelecek gaza havale ettik.Eskiler derki kavaklar yukarıdan yaprakları sararırsa yada ayva az olursa kış iyi geçer!
...
...
20 Ekim 2006
Nobel ile Noeli karıştırdım çarptı şerefsizim abi...
Şarhoşum içmişim ne. Nobel edebiyat ödülünü Orhan Pamuk aldı ya sevindim ama bir o kadarda kıskandım adamı. Kıskanmadım desem yalan olur. Bize daha çok Orhan Pamuk`lar, Yaşar Kemal`ler lazım çoooookk.
.....
Bu aralar kafam bozuk. Geçenlerde bilgisayarımın fanı gürültü çıkarıyordu. Bir fana bakayım, yağlayayım derken fanın pervanesinin birini kırdım. Hazır kırılmışken fanı değiştireyim derken, işlemciyi yuvasından çıkardım. Tekar takarken pin lerin yuvasına denk gelmediği için hem anakartı ve işlemcimi yaktım. 15 ytl lik fan bize 350 ytl ye maloldu.Sonuç:
1- Bilgisayarını tornavida ile karıştırma
2-Bir parça üzerinde 2-3 ytl lik fark için fazla uğraşma
3-Mutlaka kıllanma kılavuzunu bir kaç kez oku
4-Yinede terettüde düşersen en yakın teknik servise başvur.
....
Dün akşam Erhan`a ve Milan`a yemeğe gittik. Televizyonu açıktı. Kanal taplosunda sadece 54 kanal vardı ve yeni kanalları eklememişti. Kumandadan kanalları güncelleyeyim derken makinadaki bütün kanalların silinmesine neden oldum. Ş o n u ç :
1- Başkalarının elektronik eşyalarını kesinlikle karıştırma,
2-Her cihazın yapısı ve kapasitesi farklı olabiliyor bu yüzden bir makinadaki yenileme silme anlamına gelebiliyor.
3-Yemeğini ye, suyunu iç asla başka bir işe karışma.
....
SONUÇ:
Avandalık çantamı ve tornavidalarımı, merakımı gömüyorum.Herkes kendi işini yapsın kardeşim
Şarhoşum içmişim ne. Nobel edebiyat ödülünü Orhan Pamuk aldı ya sevindim ama bir o kadarda kıskandım adamı. Kıskanmadım desem yalan olur. Bize daha çok Orhan Pamuk`lar, Yaşar Kemal`ler lazım çoooookk.
.....
Bu aralar kafam bozuk. Geçenlerde bilgisayarımın fanı gürültü çıkarıyordu. Bir fana bakayım, yağlayayım derken fanın pervanesinin birini kırdım. Hazır kırılmışken fanı değiştireyim derken, işlemciyi yuvasından çıkardım. Tekar takarken pin lerin yuvasına denk gelmediği için hem anakartı ve işlemcimi yaktım. 15 ytl lik fan bize 350 ytl ye maloldu.Sonuç:
1- Bilgisayarını tornavida ile karıştırma
2-Bir parça üzerinde 2-3 ytl lik fark için fazla uğraşma
3-Mutlaka kıllanma kılavuzunu bir kaç kez oku
4-Yinede terettüde düşersen en yakın teknik servise başvur.
....
Dün akşam Erhan`a ve Milan`a yemeğe gittik. Televizyonu açıktı. Kanal taplosunda sadece 54 kanal vardı ve yeni kanalları eklememişti. Kumandadan kanalları güncelleyeyim derken makinadaki bütün kanalların silinmesine neden oldum. Ş o n u ç :
1- Başkalarının elektronik eşyalarını kesinlikle karıştırma,
2-Her cihazın yapısı ve kapasitesi farklı olabiliyor bu yüzden bir makinadaki yenileme silme anlamına gelebiliyor.
3-Yemeğini ye, suyunu iç asla başka bir işe karışma.
....
SONUÇ:
Avandalık çantamı ve tornavidalarımı, merakımı gömüyorum.Herkes kendi işini yapsın kardeşim
17 Ağustos 2006
05 Ağustos 2006
Gecenin yitik mavisiydi, saklanmış sevda türküleri...
Temmuz sıcağının pişirdiği tuğlaların sıcaklıkları, ağustosun birinci haftasına gelmemize rağmen,
gecenin içine kadar sızıyor. Dışarısı zaten sıcak; bir de binaların içi belli belirsiz sıcak cereyana neden oluyor...
....
Hayat kare kare ilerliyor. Sanki filmin bir sahnesinde esas kızın elinde çantası, topuklu ayakkabıları ile caddede yürürken sahnenin ağır ağır akması gibi. Yada bana mı öyle geliyor? Hani nehirler öyle aheste aheste akarlarki, sanırsın su hiç kımıldamıyor. O sırlı durgunluk sizide sarar. Suyun üzerinde küçük girdapçıklarda döne döne giden bir saman parçası gibi takılıp gideriz uzaklara. Bu plağın aynı yerde takılması gibi, baltayı oduna değilde bir önce vurduğun boşluğa tekrar vurduğun an gibi. Ya da gücün takatin kesilinceye kadar tersine yüzmek, bildiklerini, bilge Kızılderili edasıyla çocuğuna anlatmak gibi...
....
Gecenin yitik mavisinde,
Sevda türküleri söylemek sarhoş kadehlerle birlikte.
Ve bir kadehte kayıp giden yıldıza kaldırmak.
Son mezeyi paylaşmak tabağında.
Temmuz sıcağının pişirdiği tuğlaların sıcaklıkları, ağustosun birinci haftasına gelmemize rağmen,
gecenin içine kadar sızıyor. Dışarısı zaten sıcak; bir de binaların içi belli belirsiz sıcak cereyana neden oluyor...
....
Hayat kare kare ilerliyor. Sanki filmin bir sahnesinde esas kızın elinde çantası, topuklu ayakkabıları ile caddede yürürken sahnenin ağır ağır akması gibi. Yada bana mı öyle geliyor? Hani nehirler öyle aheste aheste akarlarki, sanırsın su hiç kımıldamıyor. O sırlı durgunluk sizide sarar. Suyun üzerinde küçük girdapçıklarda döne döne giden bir saman parçası gibi takılıp gideriz uzaklara. Bu plağın aynı yerde takılması gibi, baltayı oduna değilde bir önce vurduğun boşluğa tekrar vurduğun an gibi. Ya da gücün takatin kesilinceye kadar tersine yüzmek, bildiklerini, bilge Kızılderili edasıyla çocuğuna anlatmak gibi...
....
Gecenin yitik mavisinde,
Sevda türküleri söylemek sarhoş kadehlerle birlikte.
Ve bir kadehte kayıp giden yıldıza kaldırmak.
Son mezeyi paylaşmak tabağında.
26 Temmuz 2006
24 Temmuz 2006
Yaz yağmurları dağların kokularını getirir avuçlarıma...
Yazın gelmesiyle birlikte kendimizi egenin kucağına bıraktık.Zeytin ve üzüm bahçeleri kucakladı bizi. Tatil de insan herşeyden uzaklaşıyor. Zaman kendince bizden uzak bir şekilde akıyor. Sıcaklığında bir kentin sokaklarına bıraktık yorgunluğumuzu...
....
Dün Sagalassos"a yağmur yağdı. Torosların eteklerinde ki kekik ve çay kokularını kucağımıza bırakıverdi. Ceviz ağaçları yapraklarını rüzgarda sağa sola savurdu. Arkasından toprak kokusu ve güneş. En sevdiğim yağmur, yazın yağan yağmurdur. Islansanda önemsemezsin.
...
Güzel haberler beklemek, özlemek, ara sıra gecenin sessizliğinde yıldızları saymak, bazen bir şimşek gibi görünüp kaybolan akan yıldızları görmek. Yada sarhoşluğunda uzaklardan gelen köpek seslerine dikkat kesilip, serin havayı solumak...
...
Ne zaman, ne kadar uzağım, akşam gölgesi düşer önüme. O benden önce hareketlenir, bir serçe umutlanır buğday tarlası hasatlanırken, üzüm yaprağının altında tatlanır. Torosların tepesinde bir kartal döne döne iner taşların üstüne.
...
Yazın gelmesiyle birlikte kendimizi egenin kucağına bıraktık.Zeytin ve üzüm bahçeleri kucakladı bizi. Tatil de insan herşeyden uzaklaşıyor. Zaman kendince bizden uzak bir şekilde akıyor. Sıcaklığında bir kentin sokaklarına bıraktık yorgunluğumuzu...
....
Dün Sagalassos"a yağmur yağdı. Torosların eteklerinde ki kekik ve çay kokularını kucağımıza bırakıverdi. Ceviz ağaçları yapraklarını rüzgarda sağa sola savurdu. Arkasından toprak kokusu ve güneş. En sevdiğim yağmur, yazın yağan yağmurdur. Islansanda önemsemezsin.
...
Güzel haberler beklemek, özlemek, ara sıra gecenin sessizliğinde yıldızları saymak, bazen bir şimşek gibi görünüp kaybolan akan yıldızları görmek. Yada sarhoşluğunda uzaklardan gelen köpek seslerine dikkat kesilip, serin havayı solumak...
...
Ne zaman, ne kadar uzağım, akşam gölgesi düşer önüme. O benden önce hareketlenir, bir serçe umutlanır buğday tarlası hasatlanırken, üzüm yaprağının altında tatlanır. Torosların tepesinde bir kartal döne döne iner taşların üstüne.
...
22 Haziran 2006
Uzaktan silik mavi bir kent, yakından kızıl kırmızı nehir...
Dün akşam Ankara`da Yaşar Kemal`in son kitabını sordum kitapçılarda. Henüz çıkmamıştı. Kitabın hazır olduğunu çıkacağını söylediler. Biraz ümitlendim ama yinede fazla bir beklenti içine girmedim nedense.
...
Yazın gece mavisi yada H.Hüseyin Korkmazgil`in "Ağlasun Ayşafağı" tadında ay gündüzü akşamları, kavun ve rakı kokusunun ebruli kokularla dolaştığı sokaklar. Gece şafağında henüz oyunlarını tamamlamamış mahalleli çocuklar.
...
Haziran sıcağında dışarıda esen meltem penceredeki tülü dans ettirircesine dalgalandırıyor.Gece kendi yalnızlığına bakıyor. Hayatımızda hiç önemsemediğimiz bazı şeylerin farkına geceleri varırız. Gündüz varlığını bile hissetmediğimiz masa saatinin sesi gece bütün bir evin içini doldurur. Sokaktaki çöp tenekesinden atlayan kedinin ayak seslerini duyarız. Yıllardır yağlanmayan salon kapısının gıcırdadığının farkına varırız...
...
Ay karanlığı mavi bir gece,
Vuslata dönüyor yelkovan.
Dışarıda ısırgan bir rüzgar,
Yüzüme, ellerime düşüyor iğdenin kokusu.
Üşüyorum,
bir yere yağmur yağıyor olmalı.
Şimşekler yırtıyor uzaklarda bulutları.
Üşüyorum, dudaklarım titriyor,
Uzaktan silik mavi bir kentin ışıkları,
yakından kızıl kırmızı bir nehir gibi akıyor asfalt.
Y a v a ş e s i y o r r ü z g a r,
Y a v a ş ş ş..
Dün akşam Ankara`da Yaşar Kemal`in son kitabını sordum kitapçılarda. Henüz çıkmamıştı. Kitabın hazır olduğunu çıkacağını söylediler. Biraz ümitlendim ama yinede fazla bir beklenti içine girmedim nedense.
...
Yazın gece mavisi yada H.Hüseyin Korkmazgil`in "Ağlasun Ayşafağı" tadında ay gündüzü akşamları, kavun ve rakı kokusunun ebruli kokularla dolaştığı sokaklar. Gece şafağında henüz oyunlarını tamamlamamış mahalleli çocuklar.
...
Haziran sıcağında dışarıda esen meltem penceredeki tülü dans ettirircesine dalgalandırıyor.Gece kendi yalnızlığına bakıyor. Hayatımızda hiç önemsemediğimiz bazı şeylerin farkına geceleri varırız. Gündüz varlığını bile hissetmediğimiz masa saatinin sesi gece bütün bir evin içini doldurur. Sokaktaki çöp tenekesinden atlayan kedinin ayak seslerini duyarız. Yıllardır yağlanmayan salon kapısının gıcırdadığının farkına varırız...
...
Ay karanlığı mavi bir gece,
Vuslata dönüyor yelkovan.
Dışarıda ısırgan bir rüzgar,
Yüzüme, ellerime düşüyor iğdenin kokusu.
Üşüyorum,
bir yere yağmur yağıyor olmalı.
Şimşekler yırtıyor uzaklarda bulutları.
Üşüyorum, dudaklarım titriyor,
Uzaktan silik mavi bir kentin ışıkları,
yakından kızıl kırmızı bir nehir gibi akıyor asfalt.
Y a v a ş e s i y o r r ü z g a r,
Y a v a ş ş ş..
18 Haziran 2006
Onlarca yıllık emeğimi 3 saatte ölçtüler...
Bu gün öss sınavında görevliydim. Sabah erkenden görevli olduğum okula gittim, daha pazar keyfi bile yapamadan. Okula gelince sınav için bekleyenleri gördüm. Birden bende de nedense bir sınav heyecanı başladı. Salonda soru kitapçıklarını ve cevap anahtarlarını dağıttıktan sonra; sınıftakilere, bu sınavın onlardan daha değerli olmadığını söyledim. Ama buna kendim bile inandım desem yalan olur. Bu sınav gerginlikleri beni öldürecek.
Bu gün öss sınavında görevliydim. Sabah erkenden görevli olduğum okula gittim, daha pazar keyfi bile yapamadan. Okula gelince sınav için bekleyenleri gördüm. Birden bende de nedense bir sınav heyecanı başladı. Salonda soru kitapçıklarını ve cevap anahtarlarını dağıttıktan sonra; sınıftakilere, bu sınavın onlardan daha değerli olmadığını söyledim. Ama buna kendim bile inandım desem yalan olur. Bu sınav gerginlikleri beni öldürecek.
Sarhoş ve yitik kentler yalnızlığı....
Etrafımızı bir kene tırsığı aldı gidiyor. Pikniklerimizi erteledik, yolda yürüyen herkesten şüpheleniyoruz. Ya yanında kene varsa, yada taşıyorsa gibisinden. Her kaşıntıda ürperiyorum, cildimdeki her karartıya şüpheyle yaklaşıyorum. Dosttan, düşmandan uzak olsun.
...
Etrafımızı bir kene tırsığı aldı gidiyor. Pikniklerimizi erteledik, yolda yürüyen herkesten şüpheleniyoruz. Ya yanında kene varsa, yada taşıyorsa gibisinden. Her kaşıntıda ürperiyorum, cildimdeki her karartıya şüpheyle yaklaşıyorum. Dosttan, düşmandan uzak olsun.
...
12 Haziran 2006
Zaman, bir gün ömürlü kelebeğin kanadında..
Geceydi, ayna kendini boşluğa bıraktı. Ve birden ay binbir parçaya bölündü. Mavi bir rüzgar esti tepedeki iğde ağaçlarının dallarından. Gece uykusunda kuşlar gürültüye uçuştular. Yarasaların sesleri binbir parça ayın yüzünde yankılandı. Ateş böcekleri üşüşdüler binbir parça ayın etrafına. Ayna değildi sanki kırılan. Ay binbir parçaydı. Toprakta yüzünü gördü, herbirinde yansıyan yüzünü...
...
...
Geceydi, ayna kendini boşluğa bıraktı. Ve birden ay binbir parçaya bölündü. Mavi bir rüzgar esti tepedeki iğde ağaçlarının dallarından. Gece uykusunda kuşlar gürültüye uçuştular. Yarasaların sesleri binbir parça ayın yüzünde yankılandı. Ateş böcekleri üşüşdüler binbir parça ayın etrafına. Ayna değildi sanki kırılan. Ay binbir parçaydı. Toprakta yüzünü gördü, herbirinde yansıyan yüzünü...
...
...
04 Haziran 2006
Yaz geldimi hamak gelir aklıma...
Donduk, üşüdük, ne zaman gelecek derken 36 derece yaz geldi dayandı kapımıza.Yaz geldide ; yazın gelmesi haliyle bir uyuşukluk ve bezginliğide beraberinde getirdi. Yazla beraber ilk işimiz piknik mevsimini açmak oldu. Cumartesi günü topladık malzemeleri doğruca kırlara ve söğüt gölgesine zor attık kendimizi. Daha sonra iki arkadaşımız daha geldi. Malgala önce balıkları sonra da patatesleri serdik. Ben daha çok kendimi çimlerin, gölgelerin altına sermek istiyordum ama ortamda ki güzel muhabbet buna elvermedi.
.....
Geçen gün Kıymet`le birlikte çıktık bana şapka baktık. Güzel bir yazlık şapka edindim. Bununla okula gidiyorum. Ama vitrindeki fötr şapkada gözüm kaldı. İnsanın kafasının üzerinde az saç olunca güneş doğal olarak direkt etkiliyor.
....
Bu gün CNNTÜRK "Sıfır yok oluş " adı altında gün boyu yayın akışı yapıyor. BİRGÜN gazeteside "Gayet (doğal) bir yayın akışı" şeklinde de çok güzel yansıtmış televizyon sayfasında.
...
Dünyada hem kendimize hemde diğer canlılara elimizden gelen her türlü eziyeti çektiriyoruz. O da yetmiyormuş gibi birde nesillerini tüketiyoruz. Biliminsanları tarafından dünyada ki en tehlikeli türün insan olduğu tespit edilmiş. Doğru söze ne denir. Şu ana kadar ormanı yakan bir sincaba rastlandığını, yada ormanın ortasına fabrika kurup atıklarını gelişi güzel gömen bir ayıya ratlamadım. Hani bazen birisine kızdığımızda yada küçümsediğimizde "ayı, öküz, eşek , kuş beyinli" gibi cümleler kullanıyoruz ya; onlara karşı çok ayıp ediyoruz valla!
Donduk, üşüdük, ne zaman gelecek derken 36 derece yaz geldi dayandı kapımıza.Yaz geldide ; yazın gelmesi haliyle bir uyuşukluk ve bezginliğide beraberinde getirdi. Yazla beraber ilk işimiz piknik mevsimini açmak oldu. Cumartesi günü topladık malzemeleri doğruca kırlara ve söğüt gölgesine zor attık kendimizi. Daha sonra iki arkadaşımız daha geldi. Malgala önce balıkları sonra da patatesleri serdik. Ben daha çok kendimi çimlerin, gölgelerin altına sermek istiyordum ama ortamda ki güzel muhabbet buna elvermedi.
.....
Geçen gün Kıymet`le birlikte çıktık bana şapka baktık. Güzel bir yazlık şapka edindim. Bununla okula gidiyorum. Ama vitrindeki fötr şapkada gözüm kaldı. İnsanın kafasının üzerinde az saç olunca güneş doğal olarak direkt etkiliyor.
....
Bu gün CNNTÜRK "Sıfır yok oluş " adı altında gün boyu yayın akışı yapıyor. BİRGÜN gazeteside "Gayet (doğal) bir yayın akışı" şeklinde de çok güzel yansıtmış televizyon sayfasında.
...
Dünyada hem kendimize hemde diğer canlılara elimizden gelen her türlü eziyeti çektiriyoruz. O da yetmiyormuş gibi birde nesillerini tüketiyoruz. Biliminsanları tarafından dünyada ki en tehlikeli türün insan olduğu tespit edilmiş. Doğru söze ne denir. Şu ana kadar ormanı yakan bir sincaba rastlandığını, yada ormanın ortasına fabrika kurup atıklarını gelişi güzel gömen bir ayıya ratlamadım. Hani bazen birisine kızdığımızda yada küçümsediğimizde "ayı, öküz, eşek , kuş beyinli" gibi cümleler kullanıyoruz ya; onlara karşı çok ayıp ediyoruz valla!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




