27 Aralık 2011

OĞLUM DENİZ`E
       Bir sandık hazırlamalı sana. İçine her türden tohumlar koymalı Şu anda bile birçok insanın tadını unuttuğu bitkilerden meyvelerden. Senin çocuklarında tadını bilmeli köy salatalığının. Doğal çileğin. Karpuzu kesince iki sokak öteden kokusu duyulmalı.
       Bizler bile unuttuk pınardan su içmeyi.

12 Aralık 2011



Deniz ve Biz
  Bazen mutluluğu anlatmak için zorlanırız ya. Hani koca Nazım "Abidin mutluluğun resmini yapabilir misin?" diye sormuş ya. İşte çocuk gözüyle mutluluğun resmidir bu.. Seni çok seviyorum oğlum. İyi ki varsın.

17 Nisan 2008

Tarihe dip not düşsem...
Elim varmadı yazmaya uzun süredir.Bir aydan fazla oldu.Son yazdığımdan bu tarafa leylekler bile top yekün geldiler kuzeye.
...
Dikili belediye başkanını dava etmişler? nEDEn!
Yaptığı sosyal belediyecilik anlayışı ile birlikte BAŞKA BİR YAŞAM ın olabileceğini kanıtladığı için midir?...
...
Dip Not:Her şeye kıllanmaya başladım.Hiç bir şeyin tadı tuzu yok.

08 Mart 2008

Kımıl Kımıl Bahar, böcü börtü
merhaba baharımın göçmen kuşları..
merhaba yeni baharın ilk günü,
bahçemdeki erik ağacı,
sabahlarımın simitçi çocuğu
merhaba.
havada gördüğüm ilk leylek,
merhaba
penceremden sızan güneş.
doğurgan ilkbaharın, ilk çiçekleri,
hüzün ve sevinç,
gece ve gündüz,
yaşamın bütün güzellikleri merhaba.
mutlu olmak için yeniden doğmak gerekir ilkbaharla.
yeniden su yürüdüğünde söğüdün dallarına,
yeşeren ilk yapraklara da kocaman bir
m e r h a b a.
Bademler Çiçek açtı...
İzmir de bademler çiçek açınca bende şöyle bir açılayım dememe kalmadan soğuk kaptım. Daha önceden duyduğum bir söz vardı."Ayva çiçek açmadan sende açılma." diye. Ayva garantici bir ağaç demekki tam havalar ısınmadan olaya girmiyor. Şimdilik ayvanın çiçek açmasını bekliyorum neme lazım. Havaların ısınmasına aldanmamak lazım.
...

24 Şubat 2008

Havaya CEMRE düştü...
Şubatın 20 sinde havaya cemre düştü. Bu sanal olayı her yıl kaç kişi takip eder bilemiyorum ama benim için her yıl sabırsızlıkla beklediğim bir olay. Önce havaya sonra suya ve en sonda toprağa düşer cemre. İlk cemrenin düşmesiyle birlikte ilk kır çiçekleri açar ve doğanın yeniden canlanmasını müjdeler. Sonra kurbağalar yumurtalarını ısınan suyu bırakırlarki bu artık baharın geldiğinin işaretidir. Hele birde toprak ısınıp kabarınca kendinizi toprağın üzerine bırakıp gözlerinizi kapadığınızda doğanın melodilerinin en güzellerini dinleme fırsatı bulursunuz. Toprak ve çiçek kokuları sizi sarar elektiriğiniz toprağa geçer...
...
Cemre düştü, artık önümüz bahar kırlar bizi bekler. Çeşme başları şarapçıları. Koşmaya başlıyorum kırlara tutamazsınız beni.....

08 Şubat 2008

Zenginin Malı Züğürtün Çenesini Yorar!!
Anadolu kahvelerinde köyün, mahallenin yada o semtin zenginlerine ait türlü geyikler çay eşliğinde dolaşır. Bu geyiklerin en çok takılanları ise ülkemizdeki çıkarılamayan petrol, Kaz dağlarında ki altınlar ve son yıllarda bor madeni oluşturur.
-Abi ülkenin toprakları altın kaynıyor valla. bide çıkartsak,
-Doğru diyorsun lan, oglum altını çıkartacaklarda salak salak adamlar çıkıp habire iptal ettiriyorlar eşşeoğuları
-Bor madeninden bi araba yapmışlar abi depoyu bi dolduruyormuşsun 5000 km yol yapıyormuşsun.Tatile git gel hesabı,
-Yok lan arabayı deposu dolu veriyorlarmış, 150.000 km yapıp yakıt bitince arabayı atıyormuşsun
-Vay beeee
-Vay may boru değil olun bor bu bizde de dünyanın bilmem kaçı kadarı varmış bor zenginiymişiz.
-Lan olum varsa bi 5 ytl versene allah çarpsın ekmek param kalmadı, 10-15 güne veririm lan
-Olsa dükkan senin hacı valla cebimdeki son bozuklarıda kahveciye verdim. geçen haftadan kalanıda temizledim.olsa biliyon
-Şu bor benim köydeki tarlada olacaktaki anasını satayım
-Bizdede şöle bi televizyon gazete alacak kayınpederde yokki
-Olum bide Recep`e sor onda vardır belki ha
-Yok lan o yaralı parmağa işemez
....
....
...
Velhasıl kelam muhabbet böyle uzayıp gider.YAni zenginin malı zügürtün çenesini yorar..

24 Ocak 2008

(Y o r u m s u z)

13 Ocak 2008

(Yarım kalmış öyküler için kilerden çıkardıklarım)
Ay karanlığı mavi bir gece,
Vuslata dönüyor yelkovan.
Dışarıda ısırgan bir rüzgar,
Yüzüme, ellerime düşüyor iğdenin kokusu.
Üşüyorum,bir yere yağmur yağıyor olmalı.
Şimşekler yırtıyor uzaklarda bulutları.
Üşüyorum,
dudaklarım titriyor,
Uzaktan silik mavi bir kentin ışıkları,
yakından kızıl kırmızı bir nehir gibi akıyor asfalt.
Y a v a ş e s i y o r r ü z g a r,Y a v a ş ş ş..

12 Ocak 2008



(kaynak:radikal /Emre ULAŞ)

11 Ocak 2008

Yılkı Atlarının Ardından
Zaman bir köy yolunda ilerleyen kamyonun ardından savrulup giden toz bulutu gibi bizi peşinden umarsız bir şekilde sürükleyip götürüyor. Bu hızlı savruluş esnasında her yaşadığımız geride acı yada tatlı bir etki bırakıyor. Özellikle kaybedişler ve onların acılarını hissetmek. Gün geçtikçe ağırlaşan özlenişler yaşatıyor insana. Yakın zamanlarda çok yakınımda ve çok sevdiğim dostlarımı kaybetmenin göz yaşlarını yaşadım. Necdet bacanağın o hep gülümseyen yüzünü gördüm giderken bile. Cansız bedeninde hala canlı gülümsemesi, platin saçları ve yumuk elleriyle halen telefonumda kayıtlı duran numarasıyla bile halen inanası gelmiyor insanın. Şimdi hep sevdiği yerlere en güzel yerden bakıyor, bir dağın eteklerinden ödemiş`e....
......
Yılkı atları yakınızda olsun. Rüzgarda savrulan yelelerine tutunun ve koyverin kendinizi dağların yamaçlarına....

08 Haziran 2007

Göğsüme vura vura çürüttüm SoL yanımı hey......
Yaz sıcağı küresel ısınma sıcağı ile birleşince insan tepesinde çıraların yandığını hissediyor. Bu sıcaklara birde seçimler eklenince ortam kızgın kızartma tavası gibi oldu.
.....
akp yenilenip solumsulaşırken, chp de baykal firenleri patlamış kamyon şoförlerinin arabayı sağa yatırıp kendilerini kurtarması gibi olayı kurtarmaya çalışıyor. Yada zaten yıllardır beni yanlış anladınız biz zaten en iyi sağcı, milliyetçi, darbeciyiz diyor. Ama gel gör ki kabullenilmiş çaresizlik içinde insanlar (liberal solumsular, sosyal demokratlar) halen chp nin solcu olduğunu inadına savunuyorlar.

09 Nisan 2007

Yarım Kalmış Öyküler......
Zaman zaman bir öyküye başlarsınız ve olmadık yerinde yarım bırakarak bunun geri kalanını tamamlanmasını istersiniz.Orjinal öykünün kurmacası size aittir ve asıl bölümü siz bilirsiniz.Onu tamamlayacak olan için ne dese yalan olacak bir çelişki yaşamaktır arta kalan... "Kırmızı başlıklı kız" masalını daha kahramanımız ormana girmeden ve dahi kurdumuzu tanımadan masalı yarıda bırakıp tamamlamaya çalışalım. Niye siz olsaydınız nasıl yazardınız diye. Ben olsaydım zaten yazmazdım ki... Aklıma bile gelmezdi zaten..
...Öyküler sil baştan yazılmalı. Kendilerine ait olmalılar. Hayatımıza yeni katılan Deniz Boran gibi...........

25 Ekim 2006

Şeker Bayramınıda geride bıraktık.
Bayramda çocuklar kadar şenmiydik değilmiydik bilemiyorum. Tatil boyunca Çorum`daydık. Bir yere gidemedik. Bizede kimse gelmedi. Kapı girişinde stokladığımız bozukluklar tekrar gazete, ekmek almak için bize kaldı.Bir de beş günlük tam dinlenilmiş bir tatil.
...
Bayram süresince tv izlememeye dikkat ettik. Ancak internetten gazete ve haber başlıklarını takip edince ülke ve dünya gündemi sık sık midemin kalkmasına neden oldu.Ülke gündemi ıyyyyyy,öğğğğk.
...
Son yazında tatili bitmiş, havalar soğuyacakmış. Bütün hafta boyunca evde izalasyon çalışması ile kışa karşı ilk önlemlerimizi aldık. Gerisini Rusyadan gelecek gaza havale ettik.Eskiler derki kavaklar yukarıdan yaprakları sararırsa yada ayva az olursa kış iyi geçer!
...
...

20 Ekim 2006

Nobel ile Noeli karıştırdım çarptı şerefsizim abi...
Şarhoşum içmişim ne. Nobel edebiyat ödülünü Orhan Pamuk aldı ya sevindim ama bir o kadarda kıskandım adamı. Kıskanmadım desem yalan olur. Bize daha çok Orhan Pamuk`lar, Yaşar Kemal`ler lazım çoooookk.
.....
Bu aralar kafam bozuk. Geçenlerde bilgisayarımın fanı gürültü çıkarıyordu. Bir fana bakayım, yağlayayım derken fanın pervanesinin birini kırdım. Hazır kırılmışken fanı değiştireyim derken, işlemciyi yuvasından çıkardım. Tekar takarken pin lerin yuvasına denk gelmediği için hem anakartı ve işlemcimi yaktım. 15 ytl lik fan bize 350 ytl ye maloldu.Sonuç:
1- Bilgisayarını tornavida ile karıştırma
2-Bir parça üzerinde 2-3 ytl lik fark için fazla uğraşma
3-Mutlaka kıllanma kılavuzunu bir kaç kez oku
4-Yinede terettüde düşersen en yakın teknik servise başvur.
....
Dün akşam Erhan`a ve Milan`a yemeğe gittik. Televizyonu açıktı. Kanal taplosunda sadece 54 kanal vardı ve yeni kanalları eklememişti. Kumandadan kanalları güncelleyeyim derken makinadaki bütün kanalların silinmesine neden oldum. Ş o n u ç :
1- Başkalarının elektronik eşyalarını kesinlikle karıştırma,
2-Her cihazın yapısı ve kapasitesi farklı olabiliyor bu yüzden bir makinadaki yenileme silme anlamına gelebiliyor.
3-Yemeğini ye, suyunu iç asla başka bir işe karışma.
....
SONUÇ:
Avandalık çantamı ve tornavidalarımı, merakımı gömüyorum.Herkes kendi işini yapsın kardeşim

17 Ağustos 2006


Kaynak:Radikal Gazetesi "Cilalı Taş Devri - Emre ULAŞ"

05 Ağustos 2006

Gecenin yitik mavisiydi, saklanmış sevda türküleri...
Temmuz sıcağının pişirdiği tuğlaların sıcaklıkları, ağustosun birinci haftasına gelmemize rağmen,
gecenin içine kadar sızıyor. Dışarısı zaten sıcak; bir de binaların içi belli belirsiz sıcak cereyana neden oluyor...
....
Hayat kare kare ilerliyor. Sanki filmin bir sahnesinde esas kızın elinde çantası, topuklu ayakkabıları ile caddede yürürken sahnenin ağır ağır akması gibi. Yada bana mı öyle geliyor? Hani nehirler öyle aheste aheste akarlarki, sanırsın su hiç kımıldamıyor. O sırlı durgunluk sizide sarar. Suyun üzerinde küçük girdapçıklarda döne döne giden bir saman parçası gibi takılıp gideriz uzaklara. Bu plağın aynı yerde takılması gibi, baltayı oduna değilde bir önce vurduğun boşluğa tekrar vurduğun an gibi. Ya da gücün takatin kesilinceye kadar tersine yüzmek, bildiklerini, bilge Kızılderili edasıyla çocuğuna anlatmak gibi...
....
Gecenin yitik mavisinde,
Sevda türküleri söylemek sarhoş kadehlerle birlikte.
Ve bir kadehte kayıp giden yıldıza kaldırmak.
Son mezeyi paylaşmak tabağında.

26 Temmuz 2006

hava bir soğuk bir sıcak.

24 Temmuz 2006

Yaz yağmurları dağların kokularını getirir avuçlarıma...
Yazın gelmesiyle birlikte kendimizi egenin kucağına bıraktık.Zeytin ve üzüm bahçeleri kucakladı bizi. Tatil de insan herşeyden uzaklaşıyor. Zaman kendince bizden uzak bir şekilde akıyor. Sıcaklığında bir kentin sokaklarına bıraktık yorgunluğumuzu...
....
Dün Sagalassos"a yağmur yağdı. Torosların eteklerinde ki kekik ve çay kokularını kucağımıza bırakıverdi. Ceviz ağaçları yapraklarını rüzgarda sağa sola savurdu. Arkasından toprak kokusu ve güneş. En sevdiğim yağmur, yazın yağan yağmurdur. Islansanda önemsemezsin.
...
Güzel haberler beklemek, özlemek, ara sıra gecenin sessizliğinde yıldızları saymak, bazen bir şimşek gibi görünüp kaybolan akan yıldızları görmek. Yada sarhoşluğunda uzaklardan gelen köpek seslerine dikkat kesilip, serin havayı solumak...
...
Ne zaman, ne kadar uzağım, akşam gölgesi düşer önüme. O benden önce hareketlenir, bir serçe umutlanır buğday tarlası hasatlanırken, üzüm yaprağının altında tatlanır. Torosların tepesinde bir kartal döne döne iner taşların üstüne.
...

22 Haziran 2006

Uzaktan silik mavi bir kent, yakından kızıl kırmızı nehir...
Dün akşam Ankara`da Yaşar Kemal`in son kitabını sordum kitapçılarda. Henüz çıkmamıştı. Kitabın hazır olduğunu çıkacağını söylediler. Biraz ümitlendim ama yinede fazla bir beklenti içine girmedim nedense.
...
Yazın gece mavisi yada H.Hüseyin Korkmazgil`in "Ağlasun Ayşafağı" tadında ay gündüzü akşamları, kavun ve rakı kokusunun ebruli kokularla dolaştığı sokaklar. Gece şafağında henüz oyunlarını tamamlamamış mahalleli çocuklar.
...
Haziran sıcağında dışarıda esen meltem penceredeki tülü dans ettirircesine dalgalandırıyor.Gece kendi yalnızlığına bakıyor. Hayatımızda hiç önemsemediğimiz bazı şeylerin farkına geceleri varırız. Gündüz varlığını bile hissetmediğimiz masa saatinin sesi gece bütün bir evin içini doldurur. Sokaktaki çöp tenekesinden atlayan kedinin ayak seslerini duyarız. Yıllardır yağlanmayan salon kapısının gıcırdadığının farkına varırız...
...
Ay karanlığı mavi bir gece,
Vuslata dönüyor yelkovan.
Dışarıda ısırgan bir rüzgar,
Yüzüme, ellerime düşüyor iğdenin kokusu.
Üşüyorum,
bir yere yağmur yağıyor olmalı.
Şimşekler yırtıyor uzaklarda bulutları.
Üşüyorum, dudaklarım titriyor,
Uzaktan silik mavi bir kentin ışıkları,
yakından kızıl kırmızı bir nehir gibi akıyor asfalt.
Y a v a ş e s i y o r r ü z g a r,
Y a v a ş ş ş..